Diyabet

İstatistikler

Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) 7. Diyabet Atlası

Kısa Bilgilendirme (Daha fazlası için http://www.diabetesatlas.org/)

Küresel Sorun – Anahtar Mesajlar

IDF Diyabet Atlası tahminlerine göre 2015’te,

  • 11 yetişkinden 1’i diyabetli. (415 milyon)
  • 2 diyabetli yetişkinden 1’ine (%46,5) teşhis konulmamış yani diyabetli olduğunu bilmiyor.
  • Küresel sağlık harcamalarının %12’si, diyabete harcanıyor. (673 milyar ABD Doları)
  • 7 doğumdan 1’i gebelik diyabetinden etkileniyor.
  • Diyabet hastalarının dörtte üçü (%75) düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde yaşıyor.
  • 542,000 çocuk tip1 diyabet hastası.
  • Her 6 saniyede 1 kişi diyabet hastalığından hayatını kaybediyor. (hayatını kaybedenlerin sayısı 5 milyon)

IDF tahminlerine göre diyabet 2040’da,

  • 10 yetişkinden 1’i diyabet hastası olacak. (642 milyon)
  • Diyabet ile ilişkili hastalıkların sağlık harcamaları 802 milyon ABD Dolarını aşacak.

IDF Diyabet Atlası Küresel Tahminleri, 2015 – 2040

( “ değişkenlik aralığı )

(* R=2 tahminlerinin varsayımı, diyabetli bireylerin sağlık harcamalarının, diyabetli olmayan bireylerin sağlık harcamalarından ortalama 2 kat yüksek olduğu şeklindedir. IDF atlası tamamlandığında ayrıca R=3 tahminlerini de içerecektir ki bu tahminlerin varsayımı; diyabetli bireylerin sağlık harcamalarının, diyabetli olmayan bireylerin sağlık harcamalarından ortalama 3 kat yüksek olduğu şeklindedir.

IDF Bölgelerinin, 2015 ve 2040 yılları ve 20-79 yaş aralığı için standardize edilmiş tahmini diyabetli prevelans oranları

IDF Bölgeleri için Anahtar Tespitler

  1. Afrika’daki diyabetli bireylerin 3’te 2’sinden fazlasına teşhis konulmamıştır.
  2. Kuzey Amerika ve Karayipler’de 8 yetişkinden 1’i diyabetlidir.
  3. Avrupa, tip1 diyabetle yaşayan çocuk sayısında en yüksek prevelansa sahiptir.
  4. Güneydoğu Asya’da, her 4 doğumdan 1’i gebelikte kanda yüksek şekerden etkilenmektedir.
  5. Diyabetli yetişkinlerin %37’si, Batı Pasifikte yaşamaktadır.
  6. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da, diyabetli 10 yetişkinden 4’üne teşhis konulmamıştır.
  7. 2040’a kadar, Güney ve Orta Amerika’da diyabetliler %65 oranında artacaktır.

Diyabetli bireylerin yaşadığı ilk 10 ülke/bölge (20-79 yaş ve 2015_2040 aralığı)

Uluslararası Diyabet Federasyonu 6. Diyabet Atlası Verileri

1985’te, tüm dünyada, tespit edilen 30 milyon diyabetli vardı. 2005 yılında, 230 milyondan fazla diyabetli mevcuttur. Yaklaşık 20 yılda, hemen hemen yedi kat artma olmuştur. Eğer bu epidemiyi yavaşlatmak için hiçbir şey yapılmaz ise, IDF ‘in tahminlerine göre 2013 yılında 382 milyon olan diyabetli sayısının 2035 yılında 592 milyona çıkacağı düşünülmektedir.

Diyabet veya Komplikasyonları için Yapılan Harcamalar, Sağlık Hizmetleri Sistemleri Üzerinde Çok Büyük Bir Yük Oluşturmaktadır…

Diyabet Komplikasyonları maliyetinin, tüm dünyada total sağlık hizmetleri harcamalarının %5-10’unu oluşturduğu tahmin edilmektedir.

Diyabet Komplikasyonlarının Hem Maliyeti Çok Yüksek, Hem de Sonuçları Çok Üzücüdür.

Diyabet, gelişmiş ülkelerde, erişkin yaş çalışma grubunda kısmi görme kaybı ve körlüğün temel nedenidir.

Diyabete bağlı parmak veya bacak amputasyonları, kazalarda oluşan amputasyonlara göre daha fazladır.

Diyabetli kişiler daha fazla kalp infarktüsü ve felç geçirme riskine sahiptir.

Diyabetli kişiler çok yüksek bir böbrek hastalığı geliştirme riskine sahiptir.

Dünyanın Birçok Yerinde, Hükümetler ve Karar Vericiler, Diyabete Gerekli Dikkati Göstermemektedirler.

Ülkelerin tahminen %25’i, kendi ulusal sağlık planlarında diyabet bakımında herhangi bir özel önlem almamaktadırlar.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Tedavi

Bugün diyabeti, tamamen iyileştirici bir tedavi yoktur. Ancak, etkin tedavi vardır. Eğer, uygun ilaçlar, kaliteli bakım ve iyi tıbbi beslenme alabiliyorsanız aktif ve sağlıklı bir hayat sürdürebileceksiniz ve komplikasyon gelişme riskini azaltmış olacaksınız.

İyi diyabet kontrolü, mümkün olduğunca normale yakın kan şekeri seviyelerini muhafaza etmek demektir.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Tanı

Diyabetlilerin yaklaşık yarısı diyabet hastası olduklarının farkında değildir. Yapılan taramalar bize bu sonucu göstermiştir. Öyleyse diyabet her zaman ciddi belirtiler vermeyebilir ve biz onunla uzun yıllar kan şekeri yüksekken yaşıyor olabiliriz. Dolayısıyla eğer diyabet açısından risk faktörlerine sahipsek mutlaka kan şekerimizi düzenli olarak ölçtürmeliyiz.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Belirtiler

Şeker hastalığının en sık görülen belirtileri; çok su içmek, sık idrara çıkmak, halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, görme bulanıklığı gibi belirtilerdir. Ancak şeker hastalarının yaklaşık yarısı, şeker hastası olduğunun farkına varmadan yaşamaktadırlar. Yani çok büyük bir belirti hissetmemektedirler. Dolayısıyla şeker hastalığı açısından riski kişilerin hiçbir belirti hissetmeseler bile düzenli olarak şeker ölçümü yaptırmaları önerilir.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Korunma

Diyabetin bizzat kendisi ve risk faktörleri için halka ilişkin ve profesyonel farkındalık düzeyi, onun kontrolü ve korunmasına doğru atılmış önemli bir adımdır. Bu kapsamda,

  • Temel Korunma
  • İkincil Korunma

Temel Korunma; kişileri tanımlar ve onları diyabet geliştirme riskinden korur. Böylece hem diyabet bakımı ihtiyacını ve hem de diyabete ilişkin komplikasyonların tedavi ihtiyacını azaltacak bir etkiye sahip olurlar.

Tip 1 diyabet için henüz önlenebilen bir risk faktörü yokken Tip 2 diyabet için ise şişmanlık ve hareketsizlik yaşamla mücadele korumada önem taşır.

Kilo kontrolünü ve artmış fiziksel aktiviteyi hedefleyen yaşam tarzı değişiklikleri, tip 2 diyabetten korunmada önemli, genel unsurlardır. Vücut kilosunu azaltmanın ve fiziksel aktiviteyi arttırmanın yararları tip 2 diyabetle sınırlandırılamaz. Aynı zamanda, kalp hastalığını ve yüksek kan basıncını azaltmada da bir rol oynamaktadır. Yüksek kan basıncı ve artmış kan lipitlerinin kontrolü da önemlidir.

İkincil Korunma; komplikasyonları (hasarları) erken saptamayı ve hasardan korunmayı içermektedir. Böylece tedavi ihtiyacı ve hastaneye yatış oranı azalır.

Diyabetin seyri sırasında erken atılan adımlar, eğer özellikle hastaneye yatmayı önlüyor ise yaşam kalitesine ilişkin olarak daha yararlıdır ve maliyeti daha düşüktür.

Günümüzde iyi kan glikoz seviyeleri kontrolünün komplikasyon gelişme riskini azaltabildiğini ve tüm diyabet tiplerinde kötüye gidişi yavaşlatabildiğini gösteren çalışmalar mevcuttur.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Çocuk, ergen ve gençler

Diyabet her yaştaki çocukta görülebilir Diyabet çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalığıdır. Bebeklikten oyun çocuğuna ve ergenlik çağına kadar her yaştaki çocukta görülebilir.

Çoğunlukla tanı daha geç yaşlarda konmaktadır ve ancak hayatı tehdit edici oranda şeker yüksekliği ortaya çıktığında anlaşılmaktadır. Bazen viral enfeksiyonlarla karıştırılır.Dünyanın birçok bölgesinde tip 1 diyabeti olan çocukların yeterli imkanları olmaması sebebiyle hayatta kalmaları mümkün olmamaktadır.

Diyabetle yaşamayı öğrenmek konusunda en büyük görev diyabetli çocuklarımız ve gençlerimize düşmektedir.Diyabetle ilgili bilgi dağarcığınızı geliştirmek, sorarak öğrenmek, doktor kontrollerinizi aksatmamak, sizlere yardımcı olmaya çalışan sağlık profesyonellerinin görüş ve yardımlarını almak bunlardan en önemli olan bir kaçıdır.

Diyabetli çocuklarımızın günlük yaşam düzenlerini bozmadan, spor, oyun, okul faaliyetlerinin yanı sıra insülin enjeksyonlarını yapmayı, sağlıklı beslenmeyi ve düzenli egzersiz yapmayı unutmamaları ve aksatmamalı oldukça önemlidir.Diyabetle yaşamayı öğrenerek her tür sporu yapabilir, spor yada diğer tüm alanlarda kariyerinizi geliştirebilir, toplumda başarılı bir birey olarak yer alabilirler.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Gestasyonel Diyabet

Gestasyonel diyabet, gebeliğin 24. haftasından sonra ortaya çıkan şeker yüksekliğidir. Genellikle gebelik bittikten sonra kan şekeri normal düzeylere düşer. Kan şekeri yüksekliğinin gebelikte varlığı, özellikle bebeğin sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşır. Tüm kadınlarda 24 ile 28 hafta arasında 75 gr şeker yükleme testi 3 saatlik yapılmalı ve gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti) aranmalıdır. Bu dönemde var olan kan şekeri yüksekliğinin kontrolü bebeğin iri doğmasını önler, doğum travmalarının önüne geçer ve doğum sonrası ortaya çıkabilecek bebekte hipoglisemi, kalsiyum düşüklüğü, solunum zorluğu gibi komplikasyonları önler. Dolayısıyla gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti) taranmalı ve kan şekeri yüksekse tanı koyulduysa özenle takip edilmelidirler. Doğumdan sonraki 3. ayda mutlaka yeniden yükleme testi yapılarak gebelikten sonra diyabetin kalıcı olup olmadığı da kontrol edilmelidir.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet daha çok insülin direnciyle karakterizedir. Tip 2 diyabette insülin yeterince düzenli salınıp etkili olamamaktadır. Aslında insülin miktarları normal, hatta fazla bile olabilir. Sıklıkla egzersiz ve diyet, tedavide en etkin yöntemlerdir. Bununla beraber tedaviye ilaç ve bazen insülin de eklemek gerekebilir. Tip 2 diyabet en sık görülen tip olup dünyada yaklaşık 246 milyon insanın tip 2 diyabetli olduğu tahmin edilmektedir.

Her iki tip şeker hastalığı da ciddi etkileri olan hastalıklar olup çocuklarda her iki tip diyabet de görülebilmektedir. Rastlanma sıklığındaki artış, özellikle çocukları korumanın ciddiyeti açısından önemlidir.

Tip 2 diyabetli kişilerde, insülin üretimi azdır veya onu yeterince kullanamamaktadırlar.

Genellikle insülin enjeksiyonu gereksinimleri yoktur. Yalnızca diyet veya oral tabletler (ağızdan alınan ilaçlar) ile tedavi olabilirler.

Tip 2 diyabet, insüline bağımlı olmayan diyabet veya geç başlangıçlı diyabet olarak da adlandırılır. Tip 2 diyabetli kişilerin genellikle insülin gereksinimleri yoktur. Genellikle, diyetlerini kontrol ederek, düzenli egzersiz yaparak, ağızdan ilaç ve ya insülin alarak şekerlerini kontrol edebilirler.


Tip 2 diyabet, 45 yaşından büyük şişman kişilerde daha yaygındır. Bununla birlikte, artan obezitenin bir sonucu olarak, çocuklarda ve genç erişkinlerde de yaygın hale gelmektedir. Tip 2 diyabet en yaygın diyabet tipidir, tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluştururlar.

Eğer tip 2 diyabetli kişilerde tanı erken konmaz ve tedavi edilmez ise, ölüme bile yol açabilen ciddi komplikasyonlar gelişebilir.Tüm dünyada milyonlarca kişi hastalığını bile bilmeden veya yeterli tıbbi bakıma ulaşmadan Tip 2 diyabetli olarak yaşamaktadırlar.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet otoimmün bir hastalıktır yani vücut, pankreasın beta hücrelerine nedeni bilinmeyen bir şekilde sanki yabancı bir dokuymuşcasına onları hedef alarak saldırır ve beta hücrelerini yok eder. Sonuçta vücutta insülin eksikliği ortaya çıkar ve kan şekeri yükselir. Tip 1 diyabet akut seyirli bir hastalıktır. Belirtileri hızla ortaya çıkar ve hemen insülin başlanmazsa ciddi sonuçlara yol açabilir.

Tip 1 diyabet otoimmün mekanizmalara bağlı olarak insülinin pankreasta hiç üretilmediği ya da çok az üretildiği tiptir. İnsülin vücutta hiç bulunmadığından, diyabet ancak insülin enjeksiyonu veya pompayla tedavi edilebilir. Ayrıca tip 1 diyabete juvenil diyabet de denir. Genellikle çocuk yada genç erişkin çağda ortaya çıkar.

Tip 1 diyabetli kişiler genellikle insülin üretmemektedirler. Dışarıdan insülin kullanmak zorundadırlar. Başka türlü yaşamaları imkansızdır.

Tip 1 diyabet, bazen, insüline bağımlı, genetik olarak yönlendirilmiş veya erken başlangıçlı diyabet olarak adlandırılır. Tip 1 diyabetli hastalar genellikle insülini hiç üretmemektedirler.

Tip 1 diyabet herhangi bir yaşta da çıkabilir, fakat genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde oluşur. Hasta kişiler, kanlarındaki glukoz seviyesini kontrol etmek için her gün insülin enjeksiyonu yapmak zorundadırlar. Eğer Tip 1 diyabetli kişiler insülin tedavisi almazlarsa diyabet komasına girerler.

Uluslararası Diyabet Federasyonunun son yaptığı tahminlere göre % 8.3’ü yetişkin olmak üzere dünya üzerinde yaklaşık 382 milyon diyabetli bulunmaktadır ve bu rakam 25 yıldan daha az bir süre içerisinde 592 milyonun üzerine çıkacaktır. 175 milyon insanın ise diyabetli olduğundan haberi olmayıp diyabetten kaynaklanan bir çok komplikasyonla yüzyüzedir. Toplam diyabetli nüfusun % 80’ine yakın bir kısmı ise düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır.

DEVAMINI OKU...
Diyabet

Diyabet Nedir?

Diyabet nedir (tip 1 ve tip 2), nasıl bir hastalıktır?

DİYABET, insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan ve kan şekeri yüksekliği ile seyreden, kronik ve ilerleyen bir hastalıktır. İnsülin, vücudumuzda pankreas tarafından salgılanır, yemeklerle alınan besinlerdeki şekerin hücre içine girerek enerji olarak kullanılabilmesi için anahtar görevi görür. İnsülinin yokluğu veya etkisizliği sonucu hücre içine giremeyen şeker kanda yükselmeye başlar.

Tip 1 diyabet, otoimmün bir hastalıktır yani vücut, pankreasın beta hücrelerine nedeni bilinmeyen bir şekilde sanki yabancı bir dokuymuşcasına onları hedef alarak saldırır ve beta hücrelerini yok eder. Sonuç olarak vücutta insülin eksikliği ortaya çıkar ve kan şekeri yükselir .Tip1 diyabette insülin salgısı hiç yoktur veya yok denecek kadar az olduğundan tedavisinde mutlaka insülin kullanılır. Tip 1 diyabetin belirtileri hızla ortaya çıkar ve hemen insülin başlanmazsa ciddi sonuçlara yol açabilir.

Tip 2 diyabette ise vücutta insülin salgısı yetersizdir, salgı bozukluğunun yanısıra insülin direnci vardır. Bu nedenle de tedavisinde her zaman insülin gerekmeyebilir. Bazen beslenme tedavisi ve egzersizin yanısıra ağızdan şeker düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilirken, ilerleyen dönemde insülin kullanılması gerekmektedir. Tip 2 diyabet en sık görülen tip olup tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluşturur.

*Türk Diyabet Cemiyetinden alınmış bilgilerdir.

DEVAMINI OKU...